Kısa film çekerken çoğu zaman profesyonel görüntü yönetmenleri ve ışık şefleriyle çalışma şansınız olmaz. O an için kötü gibi görünen bu durum aslında oldukça eğitici ve öğreticidir. Eldeki imkanları istediğiniz görüntüye yaklaştırabilmek için aklın ürettiği fikirleri profesyonel setlerde pek bulamazsınız. Ancak kabul edelim özellikle ilk filmlerini çekenler için ışık tasarımı oldukça korkutucu olabiliyor. O korku da insanı “tasarım”dan çok, “aydınlatma”ya yaklaştırıyor ve bir de bakıyoruz ki atmosferi olmayan filmler çıkmış ortaya. Seyirciyi hikayeye sokacak en önemli unsurlardan biri olan ışık tasarımında faydalı olabileceğini düşündüğüm bu videoyu bu yüzden paylaşmak istedim. Profesyonel olarak bu alanda çalışan Matt, Youtube’da bir video hazırlamış ve aynı odaya 3 farklı ışık tasarımı yaparak günün farklı zamanlarını nasıl yaratabileceğinizi göstermiş. Gelin her bir setupa göz atıp, yorumlayıp, sizin işinize nasıl yarabileceğine kısa kısa bir bakalım.

 

Ortam Işığı Yapmak

Matt, günün farklı zamanlarını ışıkla yeniden yaratmaya başlamadan önce odanın üst kısmından ortamı genel olarak aydınlatacak bir ışık kaynağı yerleştirmek istemiş. Hemen her odanın tavanında lamba, avize gibi bir ışık kaynağı olduğu düşünülürse bunun aslında doğal ışığı taklit etmek olduğunu söyleyebiliriz. Böylece hem doğal duracak hem de tüm ortama ışığı yayarak bölgesel ışıklara dolgu yapacak bir tasarımla işe başlıyor. Tepe ışığına önce 12×12 boyutlarında bir softbox takmayı düşünen Matt, zaman kaybını en aza indirmek için bu fikrinden vaz geçip, dikdörtgen bir tahta kullanmış. Sizlerin çekimlerde böyle bir imkanı yoksa endişe etmeyin. Aslında yaptığı şey ışıklardan birini beyaz tavana çevirip, yansıtma yoluyla ortamı genel olarak aydınlatmasından farklı bir şey değil. Her zaman işe yarar ;)

 

İç Gün Işığı Yapmak

Odanın gün ışığını yapmak için işe öncelikle en büyük ışık kaynağından yani Güneş’ten başlamış ki sizin de izlemeniz gereken yol budur. Pencereden girecek ışığın gücünü ve açısını belirledikten sonra içerdeki ışıkları yerleştirmek yaptığınız tasarımın hem gerçekçi olmasını hem de asıl ışığı yaktığınız anda kaybolacak detayları engellemenizi sağlar. Matt bunun için ufak ama güçlü bir led ışık kullanmış ama sizin elinizdeki imkanlar neyse onu kullanabilirsiniz, mantık değişmez. Ana ışığın geldiği kaynağın tam karşısına, odanın içerisine butterflya verdiği ufak bir ışık kaynağıyla karakterleri yansıyan ışıkla aydınlatmış. Butterfly deyince gözünüz korkmasın siz de beyaz kumaş, karton, silver ya da strafor gibi yansıtıcı bir yüzey yaratarak aynı işi görebilirsiniz. Elinizdeki ışığın gücü ve keskinliği yüksekse (kırmızı kafa ya da sarı kafa ışıklar gibi) karakterlerinize direkt vermek yerine, bu şekilde yansıtarak vermenizde fayda var. Böylece çok daha yumuşak ve gerçekçi bir aydınlatma elde edebilirsiniz. Elinizdeki ışık zaten soğuk ve yumuşak bir ışık kaynağıysa (led ya da kino gibi) direkt uygulayabilir, daha da yumuşatmak isterseniz difüzyon filtrelerini kullanabilirsiniz. Difüzyon filtresi olmayanlar için kırtasiyeden alabileceğiniz aydınger kağıdı da benzer işi görür. Aydınger nispeten daha dayanıklıdır ama aydıngere benziyor diye mutfağınızdaki “yağlı pişirme kağıdı da aynı işi görür” diyenlere tavsiyem, yapmayın, bir süre sonra ısınıp (hatta yanıp) kokuyor :)

 

İç Gece Işığı Yapmak

Matt gece ışığını yaparken ilk iş olarak ilk aşamada kurduğu tavan yansıtmasını kullanıyor. Tavana ışığı yönelttikten sonra ışığın tavan dışında bir yerden gelmesini ve kaçmasını önlemek için zenci ile alt kısmını kesmiş. Sizin elinizde zenci olarak bilinene bu siyah ışık aparatından olmayabilir, siyah bir karton ya da mat siyah bir kumaş da aynı şekilde işinizi görür. Burada amaç ışığın altı kısmından gelecek ışığın odanın içinde kontrol edemediğimiz, istemediğimiz bir şekilde aydınlatmasını önlemek. Ortamı böylece genel olarak aydınlattıktan sonra gece ışığına uygun olan tungsten ışığı butterfly ardından verip yumuşatarak karakterine vermiş. Kısa film çekimlerinde genel olarak yapılan hatalardan biri gece çekimlerinde ortamı genel olarak aydınlatmayıp, bölgesel aydınlatmalarla ilerlemek. Bu teoride iyi bir fikir gibi görünse de bir takım sıkıntıları var. Öncelikle filminizdeki gren miktarını arttıracağını söyleyebilirim. Elinizdeki kamera ya da lens ne olursa olsun (Alexa gibi bir canavarla çekmediğinizi varsayıyorum) karanlık ve koyu gri bölgelerdeki detaylar grenlenecektir. İkinci olarak da ana ışık kaynaklarını gece çekimlerinde yumuşatacak herhangi bir başka kaynak olmadığı için gölgeleriniz ve sahneniz oldukça keskin olacaktır. Yumuşak bir doku istiyorsanız size göre değil yani. Bu yüzden ortamı genel olarak aydınlatıp, genel aydınlatmanın üzerine daha güçlü ışık kaynaklarıyla bölgesel aydınlatmalar yaparak ilerlemek çok daha sağlıklı. Matt ortama atmosfer vermek için masa üzerinde ufak bir lambadan da faydalanmış. Işık olarak pek etkisi olmasa da atmosfer anlamında etkilediği bir gerçek. Siz de gece çekimlerinde mekandaki tüm ışık kaynaklarını inceleyin, hangilerini tasarımınızda kullanabileceğinize mutlaka bir bakın. Hiç tahmin etmediğiniz kadar güzel şeyler çıkabilir.

Matt öndeki karakterine gelen tungsten ışığı kapattığındaysa tavandan yansıyan ortam ışığını göreceksiniz, bu ışığın arka plandaki kadın ve öndeki erkek karakter üzerinde nasıl kontür ışığı haline döndüğünü fark edeceksiniz. İşte bu kontur sahnenizin iki boyutlu bir görüntüden çok katmanlı bir görüntüye geçtiğinin işaretidir. Siz de benzer etkiyi tavandan yansıttığınız ışık ya da kontur için ayıracağınız ayrı bir ufak ışık kaynağıyla yapabilirsiniz. Hatta ufak bir avize bile doğru yerleştirilirse aynı etkiyi verecektir.

Pencereler içinse içeriye ışık kaçmayacak şekilde yalama diye tabir ettiğimiz şekilde dışarıdan verilmiş bir ışık kaynağı var. Odanın içine pek etkisi olmamasına rağmen penceredeki ışıltıları oluşturduğu için katmanın son aşamasını oluşturuyor. Böylece tavandan gelen ışık izleyici için Ay’ın ışığıymış gibi bir algıya neden oluyor. Arkadaki kadın karakterin yakınlarına geçtiğindeyse ufak bir ek ışık yapmak gereği duyuyorlar ve butterfly üzerinden yansıtarak karakteri biraz daha aydınlatıyorlar. Gönül ister ki her sahne için tek setup kurulsun ve onunla tüm planları çekerek sahne hızlıca tamamlanabilsin ama gelin görün ki bu ütopik fikir genelde işlemez çünkü yakın planlarda ufak tefek ekler yapmak zorunda kalırız, bu normal. Burada dikkat etmeniz gereken şey ışık devamlılığı. Yani genel planda ya da daha önce çektiğiniz planlardaki ışık kaynaklarının doğasına aykırı düşen bir yerden ışık eklememek, aydınlıkları da bu devamlılıklara uyacak şekilde ayarlamak. Aksi halde filminizdeki ışık tutarsızlığı izleyicinin gözüne batacak ve hikayeden koparacaktır.

 

Gün Batımı Işığı Yapmak

Gün doğumu ve batımı gibi sahneler ışık yaparken incelikleri iyi yakalamanız gereken saatlerdir. Senaryoda gün batımı yazıyor diye gerçekten o saatlerde çekecek değilsiniz tabii ki. Bu yüzden bu saatleri doğru ışıklandırmayı bilmek filminizin atmosferini olumlu etkileyecektir. Zamanında bizim de düştüğümüz normal gün ışığı yapıp post prodüksiyon sürecinde renklerle düzenleme hatasına düşmeyin. Çok iyi bir ekipmana, post prodüksiyona uygun hazırlanmış bir setup ve iyi bir coloriste sahip değilseniz hep bir şekilde yapay kalıyor. Onun yerine normal gün ışığından bir iki ufak hileyle bu saatlerin ışığını farklılaştırıp, renk düzeltme ile çok daha etkili sonuçlar alabilirsiniz. Gelelim bu ışık setupını nasıl kurduğuna. Gece ışığında kullandığı tavan yansıtmasını aynı şekilde kullanarak başlamış işe. Pencere dışında verdiği düşük kelvinli tungsten ışık ile de gün batımındaki turunculuğu yakalamış. Ancak tabii bu iki ışıkla yaptığı tasarım daha çok gece ışığını andırdığı için “gün” etkisi katabilmek için pencerenin dışından, tungsten ışığı verdiği noktadan bir de daylight ışık vermiş. Burada önemli olan şey rengin turuncu olmasına rağmen gün ışığının maviliğiyle birbirini beslemesi. Sizler de benzer şekilde dengeleyerek aynı ışığı yapabilirsiniz. Elinizdeki ışık kaynakları tek tipse, örneğin kırmızı kafa set gibi, dışarıdan vereceğiniz ışıkların birine 80A gibi bir daylight filtresi takıp aynı etkiyi yaratabilirsiniz.

 

Yazıyı videoyla beraber takip ettiğinizde videoda bahsedilen ışık kaynaklarına ait teknik bilgileri paylaşmadığımı fark etmişsinizdir. Bu aslında bilinçli bir tercih. Her birimizin çekim esnasındaki mekanları, imkanları değişiklik gösterebilir. Kino kullanmak istersiniz, imkanın olmaz; sette ışığın ampülü patlayabilir vs. Her çekimin mekansal ve senaryosal olarak kendi içinde özelleştiği bir ortamda önemli olan birebir aynı ekipmanı aynı değerlerde kullanmak değil, aynı atmosferi yakalamaya çalışmak. Mekana girmeden, çekime başlamadan önce elinizdeki tüm ekipmanların bir listesini yapın, mekanın krokisini çizin, görmek istediğiniz sahnenin storyboardunu hazırlayın ve bu video ya da başka bir filmdeki sahne ışığını elinizdekilerle nasıl uyarlayabilirsiniz ona kafa yorun. Mutlaka bir çözüm bulacaksınız. Teknik malzemenin değil, doğru atmosferin peşinden koşun. Bu da yazımızın son cümlesi olsun.

Görüntü Dersleri

kurmacakafa. fictionhead. blue // storyteller. dreamer. film director. entrepreneur // film. photography. visual arts // Parazit Film. Kısa İyidir